Merhaba sevgili dostlarım, uzun bir aranın ardından tekrar yazabiliyorum şimdi. Bu süre içinde çok konu düşündüm sizlerle paylaşmak için, en sonunda bunu seçtim, başlıktan da anladınız elbette.
Sevgili dedem vefat etti, ilk katıldığım defin işlemiydi. Benim hayata bakış açımı tamamen değiştirdi. Artık neyin önemli neyin önemsiz olduğu konusunda çok açık önümdeki her şey.
Hayatınızı nasıl yaşamak istiyorsanız öyle yaşıyorsunuz, bazen de şımarıkça, umursamazca, önemsizmiş gibi harcıyorsunuz; harcıyoruz. Sizin için hayatınızdaki en önemli anları getirin şimdi aklınıza. birkaç saniye gözlerinizi kapatın, yetmez tabi belki bir kaç dakika. Farkında mısınız aklına gelen anlarınız genelde en mutlu olduğunuz anılarınız oldu ve o anlarınızı ya ailenizle yada çok sevdiğiniz dostlarınızla geçirdiniz (arkadaşlarınızla).
Dostlarınız aynı zamanda en üzüntülü iken de yanınızda olurlar. Bunu çok iyi biliyorum çünkü dedemin vefatında bizzat kendi gelerek, arayarak, mesaj ile, her türlü sosyal medya ve iletişim yöntemlerini kullanarak bana destek veren yüzlerce eşim, dostum, arkadaşım, ahbabım oldu. Üzüntü paylaşılınca hafifledi, daha kontrollü oldu, kendinde ve kontrollü olunca ayakların yere sağlam basınca etrafımdaki her kese destek olabildim. Dedem tüm hayatı boyunca çok temiz ve titiz yaşamış, kendine ve kişisel bakımına çok önem veren, var olan koşullara rağmen çok çalışmış, hiç yalan söylememiş, dilinden yaradanın kelamı hiç düşürmemiş, gönülden inanmış, kalbiyle inanmış, gönül ve kalp gözü açık bir insandı. Eski Türk tarihi ve Orta Asya da ki hayatları konusunda tanıdığım en bilgili insandı. Değişim ve dönüşüme inanmaz dan önce dedemin nasıl olur da Türk tarihini böyle gözüyle görmüş gibi anlattığını tüm o Kağan'ların isimlerini aklında tuttuğunu, savaşları hamle hamle nasıl bildiğini ve tüm Türk boylarını nasıl böyle ayrıntılı hatırladığını anlayamazdım. Ama dediğim gibi Reenkarnasyona inanmaya başladığımdan beri şimdi daha iyi anlıyorum, bir çok bilgisinin yaşanmışlıklardan kaynaklandığını. Dedemin bir notunu sizinle paylaşma istiyorum;"Çocuklar sürekli hoplar , zıplar , hiç yerinde duramazlar, ruhları bizimle aynıdır, koskocaman bir ruhu o kadar küçük beden koyarsan enerji patlaması yaşaması çok normaldir." derdi.
Bu günlerde dedem gibi insanlar kalmadı pek, "Benim bütün arkadaşlarım mezarlık talar" derdi; bu cümleye hiç dayanamazdım ben, çok üzülürdüm. Yani 100 yaşına kadar yaşamak insan için nasıl bir durumdur tartışılır zannımca.
Kalp gözü açıktı ve farkındalığı çok yüksekti dedemin, son zamanlarında ki bu yaklaşık son 20 yılını kapsıyor dünya işleri ile pek alakası yoktu (hoş yaşarken de dedem tüm dünyevi işlerini kararında yapardı, dünyadan farklı bir alem olduğunu, buranın zahiri bir yer olduğunu asıl kalıcı zamanların bundan sonra gidilecek yer olduğunu; ebedi mekanında , zamansız zamanlarda olduğunu bilirdi ve maddi ve manevi dünyasını dengelerdi. Dünyevi işler daha çok anneanneme kalırdı. Anneannem dedemin vefatını söylediğimiz de 10 dakika sonra sonsuz şükür ki konuşulanı unutmuştu, dedemden 12 yaş küçük kendisi. Aslında yaşlılıkla gelen bunama belirtileri Alzheimer başlangıcı bu konuda bi işe yarayıp, birde dedemin üzüntüsünü hissettirmedi anneanneme.
Yani uzuuun bir hayat yaşadılar, yaşıyorlar ve son demlerinde de hayat arkadaşın vefat ediyor ve onu hatırlayamıyorsun bile, ben buna hiç de zalimsin zaman diye yaklaşmıyorum. Hayatta sebepsiz ve raslantısal hiç bir şey olmaz, kelebek etkisi gerçektir, her detay önemlidir ve toplanıp hayatımızı oluştururlar (bizim seçimlerimizle beraber) .
Bizler yaşadığımız her günün sanki son günümüz muş gibi yaşayarak zamanımızı, hayatımızı iyi geçirmeyi seçmeliyiz. Sonsuz şükürde olmalıyız, saçma sapan ve değersiz sorunlarımızı unutup gerçeklerin farkına varmalı, Hayata geliş amacımızı sorgulamalı ve önümüzde açılan türlü türlü alemler, konular, insanlar arasında amacımızı, yönümüzü bulup ona yönlenmeli ve gerçek insan olma yönünde adımlar atmalıyız.
Her meslekten olabiliriz, yada mesleğimiz olmaya bilir, her ırktan olabiliriz, yada dinden, dinimiz olmayabilir; her nerede ne şekilde olursak olalım en iyisini, en güzelini, en doğrusunu olalım. Hayatımızın değerini kuru kuru biliyorum ile olmaz, buna yürekten inanın, sevin, doğayla bütünleşin, doğaya karşı değil doğa ile birlikte hareket edin, gezegenimizi ve üzerindeki canlı cansız her şeyi eşit önemde sevin ve ilgi gösterin, en önemli sizsiniz ve aynı zamanda her biriniz içinizde taşıdığınız can ile ruhunuz ile yaradandan bir parça taşımaktasınız bunu bir anlamı olmalı, değil mi?
Sevgi ve dürüstlük yolunuzu aydınlatsın, en sıkıştığınızda çözüm gözünüzün içine girsin dilerim.