6 Ekim 2016 Perşembe

OKULLAR AÇILDI 2

Merhaba sevgili arkadaşlar. Okulların açılmasıyla ilgili ekleyeceğim kısa kısa notlarım var, onları sizlerle paylaşmak istiyorum. Varlığınız için tekrar teşekkür ederim her birinize.
Genelde çocuklarımızın okulları tam gün servis saatleriyle beraber saat 08.30 dan 17.30 a kadar sürüyor. Yani benimki gibi henüz yaşı küçükse çocuğunuzun küçük bedeni bütün gün okulda nerdeyse yetişkin bir bireyin çalışma saatlerine denk gelecek kadar çok zaman geçiriyor. Yorulması çok normal, bazen espiri yaparım bu konuda Sgk ya ödeme yapsak emekli olacak bu çocuklar diye.
Okulda yanına atıştırmalık meyve koymamız, evde hazırlayacağımız mini bir sandvic, yanına koyacağız çerezler, eğer seviyorsa kurutulmuş meyve, benimki yemiyor ne yazık ki kurutulmuş meyve, en azından onların kantinde satılan paketli ürünler dışında atıştırmalıkları olmasını sağlayacaktır. Zaman bulduğunuzda akşamları evde beraber yapacağınız cup cake ler de sınıfa gönderdiğinizde hep hepsi el yapımı olduğu için bayılarak yiyecekler hemde sınıf arkadaşları çocuğunuza o günkü toplu sınıf paylaşımından dolayı teşekkür edecektir. Yaşlar küçük olunca her tülü pozitif desteğe ihtiyaçları oluyor okulda da. Hem siz akşam keyifli beraber bir aktivite yapmış olacaksınız, hemde tüm minikler el yapımı bir atıştırmalık yiyecekler. Bu hafta bir gün yanına koyduğum atıştırmalıklar bitmiş, Voleybol antrenmanından çıkışta aldım onu, evimiz yakın olmasına rağmen "Anneciğim eve kadar açlıktan öle bilirim sanırım dayanamayacağım dedi." yanımda yoktu bir şey, yol üzerinden fırından taze ekmek aldık eve gelene kadar onun ucunu kemirdi. Tabi doğal olarak ertesi sabah 4-5 çeşit şey koydum yanına. Klasik anne tepkisi. Bunları yazarken amman dikkat edin sakın içinize annelik canavarı kaçmasın, hayatta hiç bir detay okuduğumuz kitaplardaki gibi yada gittiğimiz seminer ve eğitimler deki gibi değil, her zaman ideal çizginin dışına çıkmanız gerekebilir önemli olan her durumda en doğru seçeneği seçmeniz. Çocuklar için en birinci gerekli olan SEVGİ, Anne sevgisi, Baba sevgisi ve daha da çok çeşitlendirilebilir.
Bazı günler çantaları çok ağır oluyor, benim kızımın okulunda malzemelerin çoğu okulda kalıyor olsa bile yinede aynı güne denk gelen ders yada etkinliklerden dolayı aynı gün boyu kadar bir esim dosyası , çantası ve spor malzemeleriyle beraber okula gitmesi gereke biliyor. Bende bu konu üzerinde çalışıyorum daha hafifletmenin yolunu bulunca sizinle de paylaşacağım. Resim de kullandığı bazı boyalarını kenarları kilitlene bilen plastik bir kutuya koyup etiket yapıştırıp dolabına bıraka bilirsiniz dedi resim öğretmenimiz. Yedek kıyafetleri okulun kıyafet formatına uygun olsun. Bu konuyla ilgili farklı renkte giydirdiğinizde yada yedeğini öyle koyduğunuzda kibrit kutusunun içindeki kırmızı kibrit çöpü gidi oluyorlar ve kendilerini rahatsız hissediyorlar demişti çok sevdiğimiz değerli bir müdür yardımcımız kızımın okulundaki.
Birde olmazsa olmaz uyku saati, 21.30 u geçmemeli. Yani normalde17.30 da antrenman günleri 19.00 da evde oluyor uyumadan önce hafta içi evde 3,30 yada 2,30 saat geçiriyor. Bu saat dilimine yemek, ders, kitap okumak, oyun, tv, tablet sığıştırmanız lazım, kısa kısa da olsa hepsinden yapması lazım, onlar daha küçücük çocuklar bu koşuşturmada her zaman sevgiyle kucaklamalısınız ki ruhları da doygunluk hissetsin, yapmak istedikleri özel şeyleri mümkün olduğunca reddetmeyin. Zaten hızla akmak zorunda kaldıkları bir okul hayatları var. Hafta sonlarını kurslarla doldurmayın, Pazar günü aile günüdür, kesinlikle hiç bir zamanlı planlı kurs yada benzeri bir aktivite koymayın her kes kendi fri zamanını yaşayacak, aile olarak da bir şeyler yapacaksınız, e arada arkadaşları da olacak zaman geçirmek istediği. Hepsini ortasına sevgi koyup planlarsanız her kes mutlu olacaktır. Biraz öz veri gerekiyor bu durumda hep kendi arkadaşlarımızı düşünmeyeceğiz birazda çocuğumuzun arkadaşlarını düşünüp gerektiğinde onların aileleriyle de zaman geçireceğiz. Zaten muhtemelen çocuklarınız sizin harika yeni arkadaşlar edinmenize neden olacaktır, çok güzel ortamlara ve paylaşımlara girmenize. Dilerim mutlu, huzurlu, eğlenceli ve başarılı bir eğitim dönemi geçirir hepimizin çocukları.

Sevgilerimle...

4 Ekim 2016 Salı

S E V G İ

Merhaba sevgili dostlar. Bu gün yüzlerce yıldır insanların arasında yaşanan, yaşandığı sanılan ancak gerçekte hep eksik kalan; Dünyada milyonlarca kitaba, müziğe, filme konu olan sevgiyle ilgili sizlerle sohbet etmek istedim. Eksik kalan dedim çünkü tam anlamıyla sevsek başta kendimizi sonra etrafımızdaki diğer canlı ve cansız nesneleri şu anda belki de bu konu yerine farklı bir şeyler hakkında yazıyor olurdum. Hepimiz dünyadaki saf sevgi nedir sorusuna Anne ve bebeği arasındaki sevgidir diye cevap veririz. Sevmek hali insanı çok mutlu yapar, çok pozitif yapar, olumlu ve yapıcı yapar. Gerçekte öylemi biraz da onun altını çizmek istiyorum. Sevgi hayatımızın her anına giriyor. İşte kendimizde, içimizde bu sevgiyi hissedebilirsek etrafımızdaki bir çok şeye karşı, kendi bireysel hayatımızda çok önemli bir değişiklik yapmış oluruz. Bizimle yakın temasta olan başta ailemiz ve arkadaşlarımızın hayatlarına da dokunmuş oluruz.  Tüm dünya uluslarında kendileri ve çevreleri için, yaşayan tüm hayvanlar için, doğa için ve etraflarındaki tüm cansız nesneler için saf sevgi duyma hissi gelişse ve yaşansa paylaşılsa nasıl olabilir bir düşüne bilir misiniz? Mümkün olabilir mi bu durum.
İçinizden çok ütopik mümkün değil dediğinizi duyuyorum, hatta dışınızdan. Tüm dünya ulusları, yani en ileri gitmiş sosyo ekonomik çevrelerden, okyanusta bir ada da yeni keşfedilen son yerli halk gibi hani rakamları bir bir ve öteki, bir ve öteki ve daha öteki, bir ve öteki ve daha öteki ve diğeri olan kabile. Daha fazla rakama ihtiyaçları yokmuş beş rakamları varmış sadece. Onlardan biri olarak yaşıyor olabilirdik, mesela , düşünüyoruz şimdi. 
Sevgi hayatın anahtar kelimesi bence. Seni seviyorum. Teşekkür ederim. Söyleyince de anlamı yok gibi duruyor. Bi gülümsemeyi, merhabayı, nasılsınız sı esirgiyoruz bir birimizden. 
Saf sevgi hissi tüm dünyada var olan her şey için karşılıklı hissedile bilse idi nasıl olurdu? Sanki vadedilen cennet gibi bir şeyden söz ediyorum. İyi, doğru, dürüst yaşarsan daha sonra vadedilen cennet gibi. Var olduğuna inan milyarlar var yer yüzünde. Peki bu nu yaşarken gerçekleştirmek elimizdeyken neden denemiyoruz. İmkansız mı ? Biz mi imkansız ilan ettik. Etrafımıza sevgiyle bakamaz mıyız? Tüm yaşamımızı ve paylaşımlarımızı bütünün hayrına olacak şekilde, doğayı gözeterek ve her varlığın olma hakkına, canlıların yaşam hakkına saygı göstererek yaşayamaz mıyız. 
Sadece romanlarda ve filmlerde mi olur bunlar. Gerçek hayatta ne den olmuyor. Ben milyarlarca insan içinden sadece ben yapsam ne olur. Ya benim gibi düşünen ve hissede başkaları da varsa, ya onlar da bunu istiyor ve yapıyorlarsa. Bizden yayılan sevgi titreşimleri birleşip tüm dünyayı saramaz mı? Saf sevgi zararlı bir şey midir? Hepimiz bunu hissedip yapsak, ortada yalan dolan hile kalmasa ne olur. Her esnaf ürününü düzgün satsa, zanaatkar hile hurda olmadan üretse, doğa ile uyumlu olsak, tüm canlılarla, cansızlarla; nasıl olur hayali bile çok heyecanlandırıyor insanı. Gerçi buna benzer kitaplar okuduk, filmler seyrettik. Julle Vern örneğini veriyorum ben genelde, Seksen günde devri alem yazıldığında, Denizler altında yirmi bin fersah, Aya yolculuk hiç biri yapılamıyordu ancak yaklaşık bir 80-100 yıl içinde yazılanlar yapıla bildi. Şimdinin romanları, filmleri, müzikleri de hadi geç olsun olsun 200 yıl sonra yapıla bilsin. Erken mi doğmuşuz. (Belki yine doğarız kim bilir) 
Saf sevgiye ve onun gücüne inanıyorum, dünyada dürüstlük, iyilik ve adalet olduğu sürece benim umudum hep var. Bir gün bunu başaracağımıza şu koca evrende yok olup gitmeyeceğimize inanıyorum. Dilerim en kısa sürede olur. Biz istersek yaparsak olur. Evreninin imkanları sınırsız ve temel yapıtaşı sevgi ve sevgi titreşimleri. 
Sevgilerimle.