@izmirlianneler2001 bu gün bir araya gelip basın açıklamamızı yaptık ve cocukistismarına engel olabilmek ve yetkililerin dikkatini çeke bilmek için İzmirliAnneler gurubumuz ve arkadaşlarımız toplanıp protestomuzu yaptık #yaseninçocuğunolsaydı#cocuksusarsensusma #dokunulmazlıkçocuklarınol
seranindunyasi
10 Mayıs 2019 Cuma
İzmirli Anneler Protestosu
@izmirlianneler2001 bu gün bir araya gelip basın açıklamamızı yaptık ve cocukistismarına engel olabilmek ve yetkililerin dikkatini çeke bilmek için İzmirliAnneler gurubumuz ve arkadaşlarımız toplanıp protestomuzu yaptık #yaseninçocuğunolsaydı#cocuksusarsensusma #dokunulmazlıkçocuklarınol
12 Nisan 2017 Çarşamba
30 Kasım 2016 Çarşamba
Benim Hala Umudum Var
Merhaba Dostlar. Nasılsınız? Dilerim her biriniz sağlıklı, mutlu ve huzurlusunuz dur. Yasadığım ülkeyi düşününce her sabah uyandığımızda yeni ve farklı felaket haberlerine uyanıyoruz. Bu o kadar umut kırıcı bir durum ki anlatmaya kelimelerim yetmeyecek. Yinede yaşamanın umutsuz olmayacağını bildiğim için hemen kalbimin üzerinde biriken gri kara bulutları dağıtıyorum. Ben değişimlerin bireyde başladığına inanıyorum, damlaya damlaya biriktiğine, çoğaldığına. Şimdi tek kişi olarak başlarsınız kendi hayat mücadelenize, benzerlerinizle kenetlenir siniz ve devam edersiniz. evrensel anlamda doğru tektir (zaman ve mekana göre görecelidir). Şimdi aynı cümlede nasıl kullandım, doğru tek midir , yoksa bir kaç tane mi? Doğru bir kaç tane olabilir. Mutluluk, huzur ve sağlık doğruya ulaşmada ki kullandığımız yolları çeşitli yapabilir. Temel önceliğim, insan da dahil var olmuş tüm canlı formların dünya gezegeni üzerinde eşit hak ve özgürlüklerle, mutlu, huzurlu ve sağlıklı yaşamasıdır. Eğer bunu tüm dünyada hayata geçire bilirsek o zaman evrensel anlamda doğruyu bulmuş olacağız. Tüm kıtalar da yaşayan tüm toplumlar benim yaşadığım yüzyılda MS.2016 sihirli kelimenin koşulsuz sevgi olduğunu keşfetmiş görünüyorlar. Çeşitli gruplar var, topluluklar var yada bireysel çalışan insanlar var. Her biri evrenin işleyişi ile ilgili çeşitli sırları çözüyorlar, bazıları bilimsel bazıları alternatif çözümlemeler. Tüm evrende tek bir hücreden evrenin tamamına kadar bir birimizle bağlantı içerisindeyiz. Bizim var olan duyularımızla bunu hissede mememiz bu enerji bağlantısını yok saymamız anlamına gelmiyor. Kablosuz şarj cihazlarını düşünün elektriğin nasıl geçip şarj ettiğini göre biliyor muyuz? Bu komple ve muazzam enerji ağı ile tüm gezegenimiz bir biri ile ve uzay boşluğunda bulunan diğer nesnelerle bağlantı içindeler. Muazzam büyük bir net work ağından söz ediyorum. Şimdi bu durumda bazılarımız negatif enerji vermeye devam ettiği sürece, bazılarımız haksız hukuksuz işler yaptığı sürece bizde kendi adımıza ne kadar iyi, pozitif, adil, dürüst, sevgi dolu olursak olalım, evrenle olan enerji bağımız eksik kalır. işte bundan ötürü tek kişilik kurtuluş yok ve tüm dünya da ibretlik anlatılan milyonlarca hikayeler yaşanmak ta. Mutlu sonla bitmek, masallarla sınırlı kalmamalı. Bir mutluluk zinciri oluşturacağız, tüm kötülükleri, yalanı, hileyi, aklınıza gelen kötü ve negatif olan her şeyi tam karşıt koşullarıyla yeneceğiz. Oturduğumuz yerden lanetlemekle olmaz bu işler. Birlikte çalışıp çabalamak emek vermek gerek. Benim umudum var, ben yaşarken göremezsem bile diliyorum çocuklarımız yetişkin oluncaya kadar tüm dünyadaki kötülükler, savaşlar, hastalıklar, yalanlar, hileler yok olur. Yeni doğanlar hep vadedilen cennet gibi bir dünya ya gözlerini açarlar. Hayatın değişmez kuralları vardır. Bu kurallara uygun yaşamak bizi alışıla gelmiş yaşam çemberinin içinde tutar. Yinede çok izlemişizdir, aramızda yaşayanlar da olabilir. hani şu ölümle yaşam arasındaki pamuk ipliği durumunu gören yada yaşayan. Neden başkalarının başına geliyor da bizim gelmiyor? Belki de doğru soru Bizim henüz gelmedi?
Yani kendi sıramız gelene kadar ne yapıyoruz, doğru, dürüst, adil ve sevgiyle davranıyoruz düşünüyoruz. Benzerlerimizi bulup gücümüzü paylaşarak artırıyoruz ve ne olursak olalım hayata geliş amacımızı unutmuyoruz.
Sevgiyle kalın.
Yani kendi sıramız gelene kadar ne yapıyoruz, doğru, dürüst, adil ve sevgiyle davranıyoruz düşünüyoruz. Benzerlerimizi bulup gücümüzü paylaşarak artırıyoruz ve ne olursak olalım hayata geliş amacımızı unutmuyoruz.
Sevgiyle kalın.
10 Kasım 2016 Perşembe
10 KASIM
Merhaba Dostlar, bu gün 10 Kasım 2016, Mustafa Kemal Atatürk'ün 78. ölüm yıl dönümü. Her 10 Kasım'da olduğu gibi bu günde hüzünle uyandım, bir yanım eksik. Yeni dünya düzenini yaşadığı çağda görebilen, tüm ülkeye düşünceleriyle, ilke ve inkılapları ile, devrimleri ile çağdaş yaşamın kapılarını aralayan ileri görüşlü insan. Yüz yılın dehası olarak görüyorum bende kendisini dünyadaki milyonlarca insan gibi. Onun düşünceleri ve ilkeleri bana evrensel anlamda da tüm dünyada uygulanabilir geliyor.
Selanik'te ki evini görme şansım oldu. Benim için çok özel bir gündü. Evin içinde ki tüm objeler, özellikle kullandığı kıyafetleri, ayakkabıları; bu gün şu anda alın giyin ve dışarıya çıkın, kalabalığın içinde fark edilirseniz bu ancak ne kadar temiz ve şık olduğunuzla ilgili gözleme dayanır. Bir insan 100 yıl önce de evrensel çizgiyi yakalayabilir mi evet. Orada ki ortamı ve enerjisini hissetmenizi çok isterim görmeyenler var ise. Kıyafet çok somut bir örnek oldu, düşünce ve inkılapları yüzlerce yıl geçerliliğini koruyacaktır. Çok iyi bir okur olduğu için; askeri alanda, siyasi alanda, sosyal alanda, ekonomide, hukukta, politikada, tarımda, devletin tüm idari alanlarında, yasama ve yürütmede, belirlediği yolda ilerleye bilse idik; bu gün dünya hiç görmediği, bilmediği yeni ve farklı bir yönetim biçimi ile karşı karşıya olacaktı. Biz de sosyo-ekonomik alanda örnek gösterilen bir ülke olacaktık. Tabi Dünya artık network şekilde yaşıyor, artık kimse kimseden bağımsız hareket edemez durumda. Ülkeler de buna bağlı, kendi kendinize refah diye bir şey yok, ekonominiz bir yerde ihracat ve ithalatla hareket ediyor, sadece iç piyasa tek başına yeterli değil ülkelerin ayakta kalması için. Yer küremizin sınırlı kaynaklarını eşit ve dengeli paylaşarak, işleyerek yaşamamız gerekiyor, yapabiliyor muyuz? Elbette hayır. Zaten bunun farkında olan yaşayan insan populasyonunun küçük bir kısmı, bir gün paranın yenilip içilemeyeceğini anladıklarında dilerim hala bir dünya gezegenimiz olur.
Mustafa Kemal Atatürk eşine az rastlanır bir entellektüellikle yaşadığı dönemden başlayan ve gelecek yüzyıllarda da geliştirilip sürdürülebilir bir yaşam biçiminin, yönetim biçiminin şifrelerini tüm Türkiye ile paylaşmıştır. Bizler bu bilgileri yaşam ilkelerimiz yapmalıyız. Sadece derslerde okutulanlar ile sınırlı kalamaz. Yaşam biçimine dönüştürdükten sonrada çocuklarımıza öğretmeliyiz ki onlarda evrensel anlamda çağdaş bireyler olabilsinler. Eskiden birlikte çalıştığım işverenim, kendisi çok değerli bir ağabeyimdir, sevdiğim çok sözü vardı, şimdi sizlerle bir tanesini paylaşacağım. "Amerikayı yeniden keşfetmenin bir anlamı yok" derdi. Elimizde bize hazır olarak sunulmuş bir yaşam biçimi, düşünceler, ilke ve inkılaplar varken onları okuyup anlamalı, içselleştir meliyiz, benim ön göre bildiğim en güzel ve doğru yaşam biçimi bu bizler için.
Atam aradan yüzlerce yıl geçse de, senin evrensel düşüncelerin sadece bizlere değil örnek almak isteyen tüm insanlara, uluslara ışık tutacaktır.
Seni özlemle, minnetle, sevgiyle anıyoruz.
Selanik'te ki evini görme şansım oldu. Benim için çok özel bir gündü. Evin içinde ki tüm objeler, özellikle kullandığı kıyafetleri, ayakkabıları; bu gün şu anda alın giyin ve dışarıya çıkın, kalabalığın içinde fark edilirseniz bu ancak ne kadar temiz ve şık olduğunuzla ilgili gözleme dayanır. Bir insan 100 yıl önce de evrensel çizgiyi yakalayabilir mi evet. Orada ki ortamı ve enerjisini hissetmenizi çok isterim görmeyenler var ise. Kıyafet çok somut bir örnek oldu, düşünce ve inkılapları yüzlerce yıl geçerliliğini koruyacaktır. Çok iyi bir okur olduğu için; askeri alanda, siyasi alanda, sosyal alanda, ekonomide, hukukta, politikada, tarımda, devletin tüm idari alanlarında, yasama ve yürütmede, belirlediği yolda ilerleye bilse idik; bu gün dünya hiç görmediği, bilmediği yeni ve farklı bir yönetim biçimi ile karşı karşıya olacaktı. Biz de sosyo-ekonomik alanda örnek gösterilen bir ülke olacaktık. Tabi Dünya artık network şekilde yaşıyor, artık kimse kimseden bağımsız hareket edemez durumda. Ülkeler de buna bağlı, kendi kendinize refah diye bir şey yok, ekonominiz bir yerde ihracat ve ithalatla hareket ediyor, sadece iç piyasa tek başına yeterli değil ülkelerin ayakta kalması için. Yer küremizin sınırlı kaynaklarını eşit ve dengeli paylaşarak, işleyerek yaşamamız gerekiyor, yapabiliyor muyuz? Elbette hayır. Zaten bunun farkında olan yaşayan insan populasyonunun küçük bir kısmı, bir gün paranın yenilip içilemeyeceğini anladıklarında dilerim hala bir dünya gezegenimiz olur.
Mustafa Kemal Atatürk eşine az rastlanır bir entellektüellikle yaşadığı dönemden başlayan ve gelecek yüzyıllarda da geliştirilip sürdürülebilir bir yaşam biçiminin, yönetim biçiminin şifrelerini tüm Türkiye ile paylaşmıştır. Bizler bu bilgileri yaşam ilkelerimiz yapmalıyız. Sadece derslerde okutulanlar ile sınırlı kalamaz. Yaşam biçimine dönüştürdükten sonrada çocuklarımıza öğretmeliyiz ki onlarda evrensel anlamda çağdaş bireyler olabilsinler. Eskiden birlikte çalıştığım işverenim, kendisi çok değerli bir ağabeyimdir, sevdiğim çok sözü vardı, şimdi sizlerle bir tanesini paylaşacağım. "Amerikayı yeniden keşfetmenin bir anlamı yok" derdi. Elimizde bize hazır olarak sunulmuş bir yaşam biçimi, düşünceler, ilke ve inkılaplar varken onları okuyup anlamalı, içselleştir meliyiz, benim ön göre bildiğim en güzel ve doğru yaşam biçimi bu bizler için.
Atam aradan yüzlerce yıl geçse de, senin evrensel düşüncelerin sadece bizlere değil örnek almak isteyen tüm insanlara, uluslara ışık tutacaktır.
Seni özlemle, minnetle, sevgiyle anıyoruz.
6 Ekim 2016 Perşembe
OKULLAR AÇILDI 2
Merhaba sevgili arkadaşlar. Okulların açılmasıyla ilgili ekleyeceğim kısa kısa notlarım var, onları sizlerle paylaşmak istiyorum. Varlığınız için tekrar teşekkür ederim her birinize.
Genelde çocuklarımızın okulları tam gün servis saatleriyle beraber saat 08.30 dan 17.30 a kadar sürüyor. Yani benimki gibi henüz yaşı küçükse çocuğunuzun küçük bedeni bütün gün okulda nerdeyse yetişkin bir bireyin çalışma saatlerine denk gelecek kadar çok zaman geçiriyor. Yorulması çok normal, bazen espiri yaparım bu konuda Sgk ya ödeme yapsak emekli olacak bu çocuklar diye.
Okulda yanına atıştırmalık meyve koymamız, evde hazırlayacağımız mini bir sandvic, yanına koyacağız çerezler, eğer seviyorsa kurutulmuş meyve, benimki yemiyor ne yazık ki kurutulmuş meyve, en azından onların kantinde satılan paketli ürünler dışında atıştırmalıkları olmasını sağlayacaktır. Zaman bulduğunuzda akşamları evde beraber yapacağınız cup cake ler de sınıfa gönderdiğinizde hep hepsi el yapımı olduğu için bayılarak yiyecekler hemde sınıf arkadaşları çocuğunuza o günkü toplu sınıf paylaşımından dolayı teşekkür edecektir. Yaşlar küçük olunca her tülü pozitif desteğe ihtiyaçları oluyor okulda da. Hem siz akşam keyifli beraber bir aktivite yapmış olacaksınız, hemde tüm minikler el yapımı bir atıştırmalık yiyecekler. Bu hafta bir gün yanına koyduğum atıştırmalıklar bitmiş, Voleybol antrenmanından çıkışta aldım onu, evimiz yakın olmasına rağmen "Anneciğim eve kadar açlıktan öle bilirim sanırım dayanamayacağım dedi." yanımda yoktu bir şey, yol üzerinden fırından taze ekmek aldık eve gelene kadar onun ucunu kemirdi. Tabi doğal olarak ertesi sabah 4-5 çeşit şey koydum yanına. Klasik anne tepkisi. Bunları yazarken amman dikkat edin sakın içinize annelik canavarı kaçmasın, hayatta hiç bir detay okuduğumuz kitaplardaki gibi yada gittiğimiz seminer ve eğitimler deki gibi değil, her zaman ideal çizginin dışına çıkmanız gerekebilir önemli olan her durumda en doğru seçeneği seçmeniz. Çocuklar için en birinci gerekli olan SEVGİ, Anne sevgisi, Baba sevgisi ve daha da çok çeşitlendirilebilir.
Bazı günler çantaları çok ağır oluyor, benim kızımın okulunda malzemelerin çoğu okulda kalıyor olsa bile yinede aynı güne denk gelen ders yada etkinliklerden dolayı aynı gün boyu kadar bir esim dosyası , çantası ve spor malzemeleriyle beraber okula gitmesi gereke biliyor. Bende bu konu üzerinde çalışıyorum daha hafifletmenin yolunu bulunca sizinle de paylaşacağım. Resim de kullandığı bazı boyalarını kenarları kilitlene bilen plastik bir kutuya koyup etiket yapıştırıp dolabına bıraka bilirsiniz dedi resim öğretmenimiz. Yedek kıyafetleri okulun kıyafet formatına uygun olsun. Bu konuyla ilgili farklı renkte giydirdiğinizde yada yedeğini öyle koyduğunuzda kibrit kutusunun içindeki kırmızı kibrit çöpü gidi oluyorlar ve kendilerini rahatsız hissediyorlar demişti çok sevdiğimiz değerli bir müdür yardımcımız kızımın okulundaki.
Birde olmazsa olmaz uyku saati, 21.30 u geçmemeli. Yani normalde17.30 da antrenman günleri 19.00 da evde oluyor uyumadan önce hafta içi evde 3,30 yada 2,30 saat geçiriyor. Bu saat dilimine yemek, ders, kitap okumak, oyun, tv, tablet sığıştırmanız lazım, kısa kısa da olsa hepsinden yapması lazım, onlar daha küçücük çocuklar bu koşuşturmada her zaman sevgiyle kucaklamalısınız ki ruhları da doygunluk hissetsin, yapmak istedikleri özel şeyleri mümkün olduğunca reddetmeyin. Zaten hızla akmak zorunda kaldıkları bir okul hayatları var. Hafta sonlarını kurslarla doldurmayın, Pazar günü aile günüdür, kesinlikle hiç bir zamanlı planlı kurs yada benzeri bir aktivite koymayın her kes kendi fri zamanını yaşayacak, aile olarak da bir şeyler yapacaksınız, e arada arkadaşları da olacak zaman geçirmek istediği. Hepsini ortasına sevgi koyup planlarsanız her kes mutlu olacaktır. Biraz öz veri gerekiyor bu durumda hep kendi arkadaşlarımızı düşünmeyeceğiz birazda çocuğumuzun arkadaşlarını düşünüp gerektiğinde onların aileleriyle de zaman geçireceğiz. Zaten muhtemelen çocuklarınız sizin harika yeni arkadaşlar edinmenize neden olacaktır, çok güzel ortamlara ve paylaşımlara girmenize. Dilerim mutlu, huzurlu, eğlenceli ve başarılı bir eğitim dönemi geçirir hepimizin çocukları.
Sevgilerimle...
Genelde çocuklarımızın okulları tam gün servis saatleriyle beraber saat 08.30 dan 17.30 a kadar sürüyor. Yani benimki gibi henüz yaşı küçükse çocuğunuzun küçük bedeni bütün gün okulda nerdeyse yetişkin bir bireyin çalışma saatlerine denk gelecek kadar çok zaman geçiriyor. Yorulması çok normal, bazen espiri yaparım bu konuda Sgk ya ödeme yapsak emekli olacak bu çocuklar diye.
Okulda yanına atıştırmalık meyve koymamız, evde hazırlayacağımız mini bir sandvic, yanına koyacağız çerezler, eğer seviyorsa kurutulmuş meyve, benimki yemiyor ne yazık ki kurutulmuş meyve, en azından onların kantinde satılan paketli ürünler dışında atıştırmalıkları olmasını sağlayacaktır. Zaman bulduğunuzda akşamları evde beraber yapacağınız cup cake ler de sınıfa gönderdiğinizde hep hepsi el yapımı olduğu için bayılarak yiyecekler hemde sınıf arkadaşları çocuğunuza o günkü toplu sınıf paylaşımından dolayı teşekkür edecektir. Yaşlar küçük olunca her tülü pozitif desteğe ihtiyaçları oluyor okulda da. Hem siz akşam keyifli beraber bir aktivite yapmış olacaksınız, hemde tüm minikler el yapımı bir atıştırmalık yiyecekler. Bu hafta bir gün yanına koyduğum atıştırmalıklar bitmiş, Voleybol antrenmanından çıkışta aldım onu, evimiz yakın olmasına rağmen "Anneciğim eve kadar açlıktan öle bilirim sanırım dayanamayacağım dedi." yanımda yoktu bir şey, yol üzerinden fırından taze ekmek aldık eve gelene kadar onun ucunu kemirdi. Tabi doğal olarak ertesi sabah 4-5 çeşit şey koydum yanına. Klasik anne tepkisi. Bunları yazarken amman dikkat edin sakın içinize annelik canavarı kaçmasın, hayatta hiç bir detay okuduğumuz kitaplardaki gibi yada gittiğimiz seminer ve eğitimler deki gibi değil, her zaman ideal çizginin dışına çıkmanız gerekebilir önemli olan her durumda en doğru seçeneği seçmeniz. Çocuklar için en birinci gerekli olan SEVGİ, Anne sevgisi, Baba sevgisi ve daha da çok çeşitlendirilebilir.
Bazı günler çantaları çok ağır oluyor, benim kızımın okulunda malzemelerin çoğu okulda kalıyor olsa bile yinede aynı güne denk gelen ders yada etkinliklerden dolayı aynı gün boyu kadar bir esim dosyası , çantası ve spor malzemeleriyle beraber okula gitmesi gereke biliyor. Bende bu konu üzerinde çalışıyorum daha hafifletmenin yolunu bulunca sizinle de paylaşacağım. Resim de kullandığı bazı boyalarını kenarları kilitlene bilen plastik bir kutuya koyup etiket yapıştırıp dolabına bıraka bilirsiniz dedi resim öğretmenimiz. Yedek kıyafetleri okulun kıyafet formatına uygun olsun. Bu konuyla ilgili farklı renkte giydirdiğinizde yada yedeğini öyle koyduğunuzda kibrit kutusunun içindeki kırmızı kibrit çöpü gidi oluyorlar ve kendilerini rahatsız hissediyorlar demişti çok sevdiğimiz değerli bir müdür yardımcımız kızımın okulundaki.
Birde olmazsa olmaz uyku saati, 21.30 u geçmemeli. Yani normalde17.30 da antrenman günleri 19.00 da evde oluyor uyumadan önce hafta içi evde 3,30 yada 2,30 saat geçiriyor. Bu saat dilimine yemek, ders, kitap okumak, oyun, tv, tablet sığıştırmanız lazım, kısa kısa da olsa hepsinden yapması lazım, onlar daha küçücük çocuklar bu koşuşturmada her zaman sevgiyle kucaklamalısınız ki ruhları da doygunluk hissetsin, yapmak istedikleri özel şeyleri mümkün olduğunca reddetmeyin. Zaten hızla akmak zorunda kaldıkları bir okul hayatları var. Hafta sonlarını kurslarla doldurmayın, Pazar günü aile günüdür, kesinlikle hiç bir zamanlı planlı kurs yada benzeri bir aktivite koymayın her kes kendi fri zamanını yaşayacak, aile olarak da bir şeyler yapacaksınız, e arada arkadaşları da olacak zaman geçirmek istediği. Hepsini ortasına sevgi koyup planlarsanız her kes mutlu olacaktır. Biraz öz veri gerekiyor bu durumda hep kendi arkadaşlarımızı düşünmeyeceğiz birazda çocuğumuzun arkadaşlarını düşünüp gerektiğinde onların aileleriyle de zaman geçireceğiz. Zaten muhtemelen çocuklarınız sizin harika yeni arkadaşlar edinmenize neden olacaktır, çok güzel ortamlara ve paylaşımlara girmenize. Dilerim mutlu, huzurlu, eğlenceli ve başarılı bir eğitim dönemi geçirir hepimizin çocukları.
Sevgilerimle...
4 Ekim 2016 Salı
S E V G İ
Merhaba sevgili dostlar. Bu gün yüzlerce yıldır insanların arasında yaşanan, yaşandığı sanılan ancak gerçekte hep eksik kalan; Dünyada milyonlarca kitaba, müziğe, filme konu olan sevgiyle ilgili sizlerle sohbet etmek istedim. Eksik kalan dedim çünkü tam anlamıyla sevsek başta kendimizi sonra etrafımızdaki diğer canlı ve cansız nesneleri şu anda belki de bu konu yerine farklı bir şeyler hakkında yazıyor olurdum. Hepimiz dünyadaki saf sevgi nedir sorusuna Anne ve bebeği arasındaki sevgidir diye cevap veririz. Sevmek hali insanı çok mutlu yapar, çok pozitif yapar, olumlu ve yapıcı yapar. Gerçekte öylemi biraz da onun altını çizmek istiyorum. Sevgi hayatımızın her anına giriyor. İşte kendimizde, içimizde bu sevgiyi hissedebilirsek etrafımızdaki bir çok şeye karşı, kendi bireysel hayatımızda çok önemli bir değişiklik yapmış oluruz. Bizimle yakın temasta olan başta ailemiz ve arkadaşlarımızın hayatlarına da dokunmuş oluruz. Tüm dünya uluslarında kendileri ve çevreleri için, yaşayan tüm hayvanlar için, doğa için ve etraflarındaki tüm cansız nesneler için saf sevgi duyma hissi gelişse ve yaşansa paylaşılsa nasıl olabilir bir düşüne bilir misiniz? Mümkün olabilir mi bu durum.
İçinizden çok ütopik mümkün değil dediğinizi duyuyorum, hatta dışınızdan. Tüm dünya ulusları, yani en ileri gitmiş sosyo ekonomik çevrelerden, okyanusta bir ada da yeni keşfedilen son yerli halk gibi hani rakamları bir bir ve öteki, bir ve öteki ve daha öteki, bir ve öteki ve daha öteki ve diğeri olan kabile. Daha fazla rakama ihtiyaçları yokmuş beş rakamları varmış sadece. Onlardan biri olarak yaşıyor olabilirdik, mesela , düşünüyoruz şimdi.
Sevgi hayatın anahtar kelimesi bence. Seni seviyorum. Teşekkür ederim. Söyleyince de anlamı yok gibi duruyor. Bi gülümsemeyi, merhabayı, nasılsınız sı esirgiyoruz bir birimizden.
Saf sevgi hissi tüm dünyada var olan her şey için karşılıklı hissedile bilse idi nasıl olurdu? Sanki vadedilen cennet gibi bir şeyden söz ediyorum. İyi, doğru, dürüst yaşarsan daha sonra vadedilen cennet gibi. Var olduğuna inan milyarlar var yer yüzünde. Peki bu nu yaşarken gerçekleştirmek elimizdeyken neden denemiyoruz. İmkansız mı ? Biz mi imkansız ilan ettik. Etrafımıza sevgiyle bakamaz mıyız? Tüm yaşamımızı ve paylaşımlarımızı bütünün hayrına olacak şekilde, doğayı gözeterek ve her varlığın olma hakkına, canlıların yaşam hakkına saygı göstererek yaşayamaz mıyız.
Sadece romanlarda ve filmlerde mi olur bunlar. Gerçek hayatta ne den olmuyor. Ben milyarlarca insan içinden sadece ben yapsam ne olur. Ya benim gibi düşünen ve hissede başkaları da varsa, ya onlar da bunu istiyor ve yapıyorlarsa. Bizden yayılan sevgi titreşimleri birleşip tüm dünyayı saramaz mı? Saf sevgi zararlı bir şey midir? Hepimiz bunu hissedip yapsak, ortada yalan dolan hile kalmasa ne olur. Her esnaf ürününü düzgün satsa, zanaatkar hile hurda olmadan üretse, doğa ile uyumlu olsak, tüm canlılarla, cansızlarla; nasıl olur hayali bile çok heyecanlandırıyor insanı. Gerçi buna benzer kitaplar okuduk, filmler seyrettik. Julle Vern örneğini veriyorum ben genelde, Seksen günde devri alem yazıldığında, Denizler altında yirmi bin fersah, Aya yolculuk hiç biri yapılamıyordu ancak yaklaşık bir 80-100 yıl içinde yazılanlar yapıla bildi. Şimdinin romanları, filmleri, müzikleri de hadi geç olsun olsun 200 yıl sonra yapıla bilsin. Erken mi doğmuşuz. (Belki yine doğarız kim bilir)
Saf sevgiye ve onun gücüne inanıyorum, dünyada dürüstlük, iyilik ve adalet olduğu sürece benim umudum hep var. Bir gün bunu başaracağımıza şu koca evrende yok olup gitmeyeceğimize inanıyorum. Dilerim en kısa sürede olur. Biz istersek yaparsak olur. Evreninin imkanları sınırsız ve temel yapıtaşı sevgi ve sevgi titreşimleri.
Sevgilerimle.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


