4 Ekim 2016 Salı

S E V G İ

Merhaba sevgili dostlar. Bu gün yüzlerce yıldır insanların arasında yaşanan, yaşandığı sanılan ancak gerçekte hep eksik kalan; Dünyada milyonlarca kitaba, müziğe, filme konu olan sevgiyle ilgili sizlerle sohbet etmek istedim. Eksik kalan dedim çünkü tam anlamıyla sevsek başta kendimizi sonra etrafımızdaki diğer canlı ve cansız nesneleri şu anda belki de bu konu yerine farklı bir şeyler hakkında yazıyor olurdum. Hepimiz dünyadaki saf sevgi nedir sorusuna Anne ve bebeği arasındaki sevgidir diye cevap veririz. Sevmek hali insanı çok mutlu yapar, çok pozitif yapar, olumlu ve yapıcı yapar. Gerçekte öylemi biraz da onun altını çizmek istiyorum. Sevgi hayatımızın her anına giriyor. İşte kendimizde, içimizde bu sevgiyi hissedebilirsek etrafımızdaki bir çok şeye karşı, kendi bireysel hayatımızda çok önemli bir değişiklik yapmış oluruz. Bizimle yakın temasta olan başta ailemiz ve arkadaşlarımızın hayatlarına da dokunmuş oluruz.  Tüm dünya uluslarında kendileri ve çevreleri için, yaşayan tüm hayvanlar için, doğa için ve etraflarındaki tüm cansız nesneler için saf sevgi duyma hissi gelişse ve yaşansa paylaşılsa nasıl olabilir bir düşüne bilir misiniz? Mümkün olabilir mi bu durum.
İçinizden çok ütopik mümkün değil dediğinizi duyuyorum, hatta dışınızdan. Tüm dünya ulusları, yani en ileri gitmiş sosyo ekonomik çevrelerden, okyanusta bir ada da yeni keşfedilen son yerli halk gibi hani rakamları bir bir ve öteki, bir ve öteki ve daha öteki, bir ve öteki ve daha öteki ve diğeri olan kabile. Daha fazla rakama ihtiyaçları yokmuş beş rakamları varmış sadece. Onlardan biri olarak yaşıyor olabilirdik, mesela , düşünüyoruz şimdi. 
Sevgi hayatın anahtar kelimesi bence. Seni seviyorum. Teşekkür ederim. Söyleyince de anlamı yok gibi duruyor. Bi gülümsemeyi, merhabayı, nasılsınız sı esirgiyoruz bir birimizden. 
Saf sevgi hissi tüm dünyada var olan her şey için karşılıklı hissedile bilse idi nasıl olurdu? Sanki vadedilen cennet gibi bir şeyden söz ediyorum. İyi, doğru, dürüst yaşarsan daha sonra vadedilen cennet gibi. Var olduğuna inan milyarlar var yer yüzünde. Peki bu nu yaşarken gerçekleştirmek elimizdeyken neden denemiyoruz. İmkansız mı ? Biz mi imkansız ilan ettik. Etrafımıza sevgiyle bakamaz mıyız? Tüm yaşamımızı ve paylaşımlarımızı bütünün hayrına olacak şekilde, doğayı gözeterek ve her varlığın olma hakkına, canlıların yaşam hakkına saygı göstererek yaşayamaz mıyız. 
Sadece romanlarda ve filmlerde mi olur bunlar. Gerçek hayatta ne den olmuyor. Ben milyarlarca insan içinden sadece ben yapsam ne olur. Ya benim gibi düşünen ve hissede başkaları da varsa, ya onlar da bunu istiyor ve yapıyorlarsa. Bizden yayılan sevgi titreşimleri birleşip tüm dünyayı saramaz mı? Saf sevgi zararlı bir şey midir? Hepimiz bunu hissedip yapsak, ortada yalan dolan hile kalmasa ne olur. Her esnaf ürününü düzgün satsa, zanaatkar hile hurda olmadan üretse, doğa ile uyumlu olsak, tüm canlılarla, cansızlarla; nasıl olur hayali bile çok heyecanlandırıyor insanı. Gerçi buna benzer kitaplar okuduk, filmler seyrettik. Julle Vern örneğini veriyorum ben genelde, Seksen günde devri alem yazıldığında, Denizler altında yirmi bin fersah, Aya yolculuk hiç biri yapılamıyordu ancak yaklaşık bir 80-100 yıl içinde yazılanlar yapıla bildi. Şimdinin romanları, filmleri, müzikleri de hadi geç olsun olsun 200 yıl sonra yapıla bilsin. Erken mi doğmuşuz. (Belki yine doğarız kim bilir) 
Saf sevgiye ve onun gücüne inanıyorum, dünyada dürüstlük, iyilik ve adalet olduğu sürece benim umudum hep var. Bir gün bunu başaracağımıza şu koca evrende yok olup gitmeyeceğimize inanıyorum. Dilerim en kısa sürede olur. Biz istersek yaparsak olur. Evreninin imkanları sınırsız ve temel yapıtaşı sevgi ve sevgi titreşimleri. 
Sevgilerimle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Siz de düşüncelerinizi paylaşın lütfen.