Merhaba,
Bu gün yaşanmışlıklarımız dan bir şeyler paylaşmak istiyorum.Hayatımız da ki farklı yaşlarımız da ki farklı evrelerde yaşadıklarımızdan. Lise yaşlarımız da ki kaygılarımız, isteklerimiz, arzularımız, beklentilerimiz nelerdi? Üniversiteye gelince nelerle yer değiştirdiler. Çalışmaya başlayınca nelerle yer değiştirdiler? Evlenince nelerle ve Çocuklarımız olunca nelerle yer değiştirdiler? Bu sıralamayı devam ettirebiliriz. Bir çoğumuz hayatın akışı içinde beklentilerimizin de yaşanmışlıkları mızın da nasıl değiştiğini gözümüzde canlandıra bildik sanırım şimdi. Özellikle çocuklarımızın yaşam mücadele sin de onların tüm istek, beklenti ve kaygılarına çok iyi kulak vermeliyiz, çok iyi dinlemeli, çok iyi gözlemlemeliyiz. Bu dönemleri geçirirken bizim çok iyi rehberler olmamız gerekir. Çocuklarımızı en iyi tanıyanlar biziz; ebeveynleri. Hayatta karşımıza çıkan zorlukların bizim için hazırlanan aşamalar olduğuna inanırım. Sanki bir oyun gibi. Yendiğiniz her zorluk sizin atladığınız bir basamak gibidir. Zaten size zor gelen olayı çözümlediğiniz de hayat artık karşınıza o konuyla ilgili şeyler çıkartmaz. O konu hallolmuştur ve yerine farklı bir konu gelir. Tüm yaşanmışlıklarımız bizi daha iyi bir insan yapmak üzerine kurgulanmıştır. Daha insan yapmak üzerine.Tüm sivrilikler imiz den kurtulmamız için. Daha hoş görülü, anlayışlı, dürüst, adil, alçak gönüllü, sevgi dolu olmamız için. Dikkat edin tüm yaşanmışlıklar da mutlu sonla bitenler de hep yukarıda yazdığım konular da bir sınavdan geçip evrensel standartlarda bir çözüme gelebilmiş isek mutlu sona ulaşmışızdır. Çözümleyemediğimiz her pürüzlü noktamız için hayat önümüze türlü türlü şekiller de aynı konuyu çıkartıp durur. Her birimiz örneklerini çok yaşadık. Bazı deyimler de var bu konuda. Burnunu sürte sürte öğrendi, mesela. Ama çözüm burnu sürtmeden de belli olsa da biz yine de körelmesi gereken yada normal standartlara çekmemiz gereken yanlış tutumumuzu bilsek de aldırma dan illa ki bu böyle olacak diye ısrar ettiğimizde; hayatın akışı hemen devreye girip meseleyi çözene kadar türlü türlü çıkartır karşımıza aynı konuyu. Ne zaman hatalı nokta anlaşılır, normal çizgiye gelinir, hop basamak atlanır. Bu böyle uzar gider. Yaşanmışlıklarımız da hayat çizgimize göre değişir, aldığımız dersler de değişir, bazen de hiç alamadığımız dersler. Sonra çağımızın popüler hastalığı stres girer işin içine, melankoli; hep beni mi buluyor, hep bana mı oluyor. Böyle söyledikçe de hep bulur hep olur. Evren sonsuz kaynaklara sahiptir. Sen düşüncenle ne çekersen sana onu verir. Kalbin den ne geçirirsen, fikrin zikrin ne ise akıbetin de o olur. Sistem eksi sonsuzdan artı sonsuza bu şekil de çalışır. Nereden mi biliyorum, sizce?
Benim çözümüm ve sizlere de tavsiyem, başta anda olmak ve her zaman pozitif olmak, iyi niyetli olmak, yapıcı olmak,akıl mantık şuur üçlüsünü elden hiç bırakmamak, hoş görü, alçak gönüllülük, anlayışlı olmak, dinlemeyi bilmek, dürüst olmak başta kendine ve çevrendekilere ve olmazsa olmaz her şeye sevgiyle bakmak. Tüm bunları hayatımıza ne kadar çok geçirebilirsek, bütünle bütünleşip hayatın akışı içinde ve güvende olabiliriz.
Sevgilerimle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Siz de düşüncelerinizi paylaşın lütfen.