9 Ağustos 2015 Pazar

Hiç birimiz melek değiliz.

Merhaba,
Bu yazımda sizlerle biraz da içimiz deki kötülükle ilgili, kötü düşüncelerle ilgili konuşmak istiyorum. İyi olmak hiç kötü düşünmemek, hiç kötülük yapmamak anlamına gelmiyor. İyi insanlar trafikte hiç sinirlenmez diye bilir miyiz :)  Elbette hayır. Hepimizin aklında her türlü düşünce geçiyor, bizler onları seçiyoruz düşünme biçimimizi de ve uygulayacak olduklarımızı da. Kötü olanları seçmiyoruz. Kötü olan bir çok şeyden haberimiz var ama seçmiyoruz. Trafik örneğini verdiğim için oradan geliştireceğim konuyu. Trafikte araç kullanıyor isem sadece direksiyonunu tuttuğum araca yön verebilirim. Var olan trafik kurallarına uyabilirim, bu şekilde güvenli yolculuk yapabilirim. Buna uymayan çok bilinçsiz, kuralsız araç kullanan başka insanlarla karşılaşıyoruz ama aracımızda yaptığımız yorumları onlar duymuyorlar, varsa yanımız da bizimle seyahat eden diğer kişiler duyuyor. Bu durumda kötü araç kullanan kişiye saysam, döksem, giydirsem onun haberi bile olmayacak. En fazla akan trafik içinde kızgın yüzümü görebilir yada el kol hareketimi. Onun daha iyi araç kullanmasını sağlayamadığım gibi benim ve beraberimde gelen kişininde kulaklarına duyabileceği en kötü cümleleri duyurmuş olurum boşu boşuna sinirimiz bozulduğu ile kalır. Zaten kuralları hiçe sayıp çok tehlikeli kullanıyorsa onu bildirmek gerekir. Onun dışındaki trafik magandalarını da görmezden geleceğiz.Yani aracımızı sağa çekip sağlam bir kavga etmeyeceğiz, birbirimizi son sürat hızla takip edip sıkıştırmayacağız ve kendimizi ve çevremizdekileri tehlikeye atmayacağız. Bazen korkunç hatalar yapanlar çıkıyor, kıl payı toparlıyorlar hatta beceremeyenler yüzünden de kazalar oluyor. Şimdi iyi olanı tercih etmek bizim elimizde, derken ne demek istediğimi anlayabilmişsinizdir. 
Kafamızda melek haresi ile dolaşmıyoruz, alık yada saf değiliz, her şeyin farkındayız ve iyi olanı seçiyoruz. Biraz daha genişleteyim. Kolaydan kazanmayı değil, emekle kazanmayı. Ahlaklı olmayı, yardım sever olmayı, hataları yererek, ortaya dökerek düzeltmek yerine yapıcı eleştirilerle yaklaşmayı. Hoş görülü olmayı. Bütün bunları tercih ediyoruz. Aksi durumları bilmediğimizden değil; yapmamamız gerektiğini bildiğimiz için yapmıyoruz. İyilik ve kötülük hepimizin içinde önemli olan gerekli olduğu durumlarda hangisini seçeceğimizi bilmek daha doğrusu iyi olanı seçmeyi bilmek. Benim için tüm evrendeki en önemli kriter canlıya olan saygıdır. Yaşam hakkına saygı, varoluşuna saygı. Onun için nere de olursa olsun, hangi ülkede, hangi dinde, hangi cinsiyette, hangi statüde bu düşüncemi değiştirmem. Ondan ötürüde tarifsiz üzülüyorum göçlerle oradan oraya sürüklenip yaşam standartları düşen insanlara. Bilinçsizce planlanıp doğal yapının bozulmasına ve orada yaşayan endemik floranın harap edilmesine, (Yerel canlı yapısının bozulmasına) karada yada denizde hiç fark etmez. Elimizdeki teknoloji ile henüz gidecek başka bir gezegenimiz olmadığına göre bizim yaşamsal faaliyetlerimizi destekleyen; var olan koşullarımızı koruyarak yaşamalıyız, etrafımızda olan biten her şeye karşı iyi olmayı seçerek. 
Sevgilerimle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Siz de düşüncelerinizi paylaşın lütfen.